Ahmet Eren Özen
ahmeterenozen1@gmail.com
İKİ KONU SON DERECE ÖNEMLİDİR
01/04/2026 1. Kültür ve sanat Türkiye'de insanların ihtiyaç listesinde ortalama 235'nci sırada yer almaktadır. Bu da cumhuriyetin temeli kültürdür diyen bir önderin, yani Atatürk'ün sözlerinin önemsenmediğini gösterir. Ulus olarak geri kalma nedenlerimizden biri budur. 2. Kültür sanat gibi çıkarı bireysel olmaktan ziyade sosyal bir hizmet olan ve bu anlamda halka yarayan diğer çalışmalarla birlikte öz olarak çok değerlidir. Örneğin dernekler, vakıflar gibi çoğu halk yararına çalışan kuruluşlar sosyal yardımlaşmayı ve dayanışmayı güçlendirir. 1'nci ve 2'nci maddede özetle ifade edilen konularda devletimiz bir takım yasalarla alanı düzenlemiştir. Pek çok konu düşünülmüş ancak uyuşmazlıkların Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözülmesi işi sıkıntıya neden olmuştur. Niçin? Çünkü çoğu zaman bu mahkemelere açılacak davalar hem avukata çok az gelir sağlamakta bu da davaları alacak, ilgilenecek ya da konu hakkında bilgi sahibi bulunan avukat sayısını azaltmaktadır. Dava yolu, aynı zamanda küçük problemi hemen çözmek yerine büyütmektedir. Kültür ve sanat faaliyetleri dışarıdan bakıldığında pahalı, lüks ve zengin işi olarak görülse de esasında halka hizmet amacıyla ama sanat yapmak için ortaya konulduğundan çok masraflı ve genelde değerini bulamayan işlerdir. Sanatçı için de pek kârlı sayılmazlar. Yakın zamana kadar sadece sanat faaliyetinde bulunan nice sanatçımızın fakirlik içinde, Darülaceze’de, bakım merkezlerinde veya banklarda sokaklarda sefil biçimde hayatını kaybettiklerini düşündüğümüzde konu daha net anlaşılır. Özellikle “2010 Kültür Başkenti: İstanbul” projesiyle birlikte devletin kültür ve sanata verdiği destek önemli ölçüde artmış ayrıca sanatçılar arasında kurulan birlikler aracılığıyla ve telif hakları mücadelesiyle sanatçıların durumu iyileştirilmiştir. Eskiden sadece devlet sanatçıları ile radyo sanatçıları rahat geçim olanaklarına sahip ve emekliliklerinde sıkıntıya düşmeyecek kadar maaş alabiliyorken, kamu ve özel sektörün destekleriyle diğer sanatçıların da maddi durumunda düzelme yaşanmıştır. Ancak sanatçılar çoğu zaman kurumların ve kurumların başındaki kişilerin iki dudağının arasına bakmak zorunda kalmaktadırlar. Bunu koro şefliği yaptığım dönemde ben de sıkça yaşadım. Kültür müdürlükleri önünde az mı bekledim! Sanatçılar, gelir temin etmek için bazen istemedikleri şekilde yalvarmak, yakarmak hatta istemediklerini yapmak zorunda kalmışlardır. İşi ticarete dökerek hocalık vasfını yitirip parayla rol satan, solo satan, sergiye girmeyi hak etmediği halde yine parayla ya da ahbap çavuş ilişkisiyle sergisinde yer veren kişiler vardır. Bunlar, bir şikayet durumunda kanun ya da mahkeme de tanımazlar. Ve ülkemizde etik meselesi üzerinde fazla durulmadığından ahlaki davranış bir türlü yerleşmediğinden bu kişiler dilediklerini yapar hale gelmişler ve cezadan uzak kalmışlardır. Dolayısıyla isteyenin istediğini yapabildiği bir alana dönüşmüştür; kültürel sanatsal ve sosyal faaliyetler... Örneğin bir kamu kuruluşu sıfatıyla Karşıyaka Belediyesi veya İzmir Büyükşehir Belediyesi hangi yasal dayanakla kültür merkezlerini derneklere ücretli tahsis etmekte ya da bazı gruplara indirimli veya bedava tahsis etmektedir; bilinmemektedir? Söz konusu belediyeler salonun ücretli kiralanmasını Sayıştay’ın bu konudaki raporu olduğunu belirterek söylemektedirler. Peki, aynı Sayıştay diğer il ve ilçelerdeki belediyelere neden böyle bir rapor tutmamıştır denmez mi? Geçenlerde bu konuda Sarıyer Belediyesi’ndeki Rauf Denktaş Kültür Merkezi’ni provaları için düşük ücrete kiraladığı iddia edilen Müjdat Gezen hakkında çıkan haberler, bizleri üzmüş ve şaşırtmıştır. Haberde yer alan fatura bilgilerine göre kültür merkezinin günlük kiralama ücreti 67 bin lira civarındadır. 846 kişi kapasiteli bu salon, internetten incelediğim kadarıyla güzel bir salon gibi durmaktadır. Kiralama ücretinin daha yüksek olduğu ve sonradan düşürüldüğü ise haberde iddia edilmektedir. Ancak akla şu soru gelmektedir: Özel bir tiyatroya ve biletli oyun oynandığı için salonun kiraya verilmesi normaldir. Peki, ücretsiz konser düzenleyen veya tiyatro oyunu sergileyen derneklerden neden bu ücretler istenmektedir? Bu konuda mağduriyeti ifade etmek için yine Karşıyaka’da son zamanlarda olan etkinliklerden bahsetmek istiyorum. Birincisi Filiz Ece - Şakir Sarıoğlu çiftinin ücretsiz olarak sunduğu 100 kişilik dev bir oratoryo: “Çanakkale’den Kurtuluşa”. 18 Mart’ta çok benzer bir etkinliği Suat Taşer Salonu’nda yapan Karşıyaka Belediyesi, 25 Mart'ta Hikmet Şimşek Salonu'nu için çok değerli şef Şakir Sarıoğlu’ndan ve derneği İzmir Evrensel Müzik Topluluğu’ndan kiralama ücreti almasaydı daha doğru olmaz mıydı? Çünkü tamamen ücretsiz ve Çanakkale Zaferi ile Ulusal Kurtuluş mücadelesinde Anadolu insanını ele alan, gençler ve yaş almışları bir araya getiren örnek bir sahne dekoru ile etkileyici bir şekilde izleyiciye sunan bu programdan neden para alınmıştır? Aksine maddi destek vermeliydi belediye. Oysa biz dernekler çok değil Cemil Tugay Karşıyaka Belediye Başkanı olmadan önce salonlarımızı Karşıyaka Belediyesi’nden ücretsiz tahsis alır, aramızda kurduğumuz dayanışma ile korodakilere davetiye dağıtır bu şekilde korodaki elemanlara aşırı maddi yük bindirmeden elde ettiğimiz gelirle de salona saz sanatkârlarını, sunucuyu çağırır, dekorcusundan çiçekçisine pek çok insana ekmek kazandırırdık. Bu dayanışmanın, sanatın iyileştirici gücünün belediyeler eliyle hem de sosyal demokrat parti olduğu savıyla yönetilen yerlerde olması çok üzücü olmuştur. Neticede pek çok amatör topluluk dağılmış ve korolar kapanmıştır. Yanı sıra bazı merdiven altı gruplar, kayıtsız para toplayarak, belediyelerde tanıdıkları aracılığıyla buralarda konserler yapmakta, oyunlar sergilemektedirler. Bu adaletsizlik ne zaman bitecektir sorarım sizlere? Bir yandan Sayıştay Raporu’nda sınavla veya hizmet ihalesiyle geçici süre ile çalıştırılması gereken şeflerle ilgili yazılanlar apaçıl dururken diğer yandan duyduğum kadarıyla İzmir’de bu koşula uyulmadan şefler alınmakta ve iddialara göre sınavsız olarak bedavadan belediyelerde bu kişi ya da kişilere kadro verilmekte, diğer yandan halkın sevgilisi olan yıllarca emek vermiş, onlardan daha nitelikli isimler ise dışarıda bırakılmaktadır. Kimisi de dernek ya da vakıf olmadan aynı salonlarda konser verebilmekte, emekli olduğu halde devlet kurumundaki sıfatını konserde kullanmaktadır. Belediye maalesef bunlara da olanak ve çalışma yeri vermektedir. Şimdi tekrar yazının üst kısmında yer alan maddeleri okuyunuz. Tekrar üzerinde düşününüz. Bugün halka hizmet veren dernekler, vakıflar hatta toplu yapı - site yöneticileri istendiğinde kanunla istenmediğinde kanunsuz olarak zor durumda bırakılıyorlar. Adalet ve vicdan duyguları böyle ufak meselelerde bile ortadan kayboluyor. Üstelik iş mahkemeye taşındığında veya kanundaki ceza maddeleri ortaya konulduğunda yasal olarak faaliyet gösterenler, cezalandırılırken; kaçaklar ve göçekler keyiflerine bakmaya devam etmekte; cezalandırılamamaktadırlar. Örneğin eski sistemde Bakanlar Kurulu kararı gerektiren yeni sistemde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gerektiren “Cumhuriyet” adını kullanmak dahi kimilerince istismar edilmektedir. Hapiste çeşitli suçlardan yer alan mahkûmlar ve tutuklular İnstagram ve Twitter gibi uygulamaları kullanmakta buralardan para kazanabilmekte hatta suç işlemeye devam etmekte iken tarihi günleri ananlar ağır maddi külfetlerle karşılaşmaktadır. Fiyatına maddi bir ürün gibi değer biçilemediğinden kimi sanatçılara yüksek ücret almış gibi organizasyon şirketleri adına belediyelere fatura kesilmekte gerçekte ise o kadar ücret almayan sanatçılar zora sokulmakta, bir kovuşturma durumunda suçlanmaktadırlar. Yanı sıra kimi topluluklar kurucusunu, vefat eden üyelerini bile anmayıp vefayı unutturmaktadırlar. Ezcümle her işimizde uydurmacılık, bananecilik, vurdumduymazlık ve kayıtsızlık sürmektedir. Kötüler bundan fazlasıyla yararlanırken iyiler yine ezilmektedir. Bu bozuk düzen, sorarım size; ne zaman değişecektir? |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| BÜLBÜLÜN ÇİLESİ YANMAKMIŞ GÜLE - 14/09/2025 |
| BÜLBÜLÜN ÇİLESİ YANMAKMIŞ GÜLE - AHMET EREN ÖZEN 14/9/2025 |
| KÜLTÜR MERKEZLERİ HALKINDIR, HALKIN KALACAKTIR - 17/07/2025 |
| KÜLTÜR MERKEZLERİ HALKINDIR, HALKIN KALACAKTIR - AHMET EREN ÖZEN 17/7/2025 |
| DEMOKRATİK FOBİ NEDİR, NASIL AŞILIR? - 4 - 11/05/2025 |
| DEMOKRATİK FOBİ NEDİR, NASIL AŞILIR? - 4 11/05/2025 |
| DEMOKRATİK FOBİ NEDİR, NASIL AŞILIR - 3 - 07/05/2025 |
| DEMOKRATİK FOBİ NEDİR, NASIL AŞILIR - 3 Ahmet Eren Özen 7/5/25 |
| DEMOKRATİK FOBİ NEDİR, NASIL AŞILIR? - 2 - 06/05/2025 |
| DEMOKRATİK FOBİ NEDİR, NASIL AŞILIR? - 2 Ahmet Eren Özen 6/5/2025 |
| DEMOKRATİK FOBİ NEDİR, NASIL AŞILIR? - 1 - 05/05/2025 |
| DEMOKRATİK FOBİ NEDİR, NASIL AŞILIR? - 1 Ahmet Eren Özen 4/5/2025 |
| OSMANLI'NIN AYDINLIK YÜZÜ: MİTHAT PAŞA - 01/05/2025 |
| OSMANLI'NIN AYDINLIK YÜZÜ: MİTHAT PAŞA - Ahmet Eren Özen - 01/05/2025 |
| ŞERİF KUTLUDAĞ HOCAYA SELAM OLSUN - 29/04/2025 |
| ŞERİF KUTLUDAĞ HOCAYA SELAM OLSUN - Ahmet Eren Özen - 29/4/2025 |
| HUKUKA YÖN VEREN FELSEFE - 28/04/2025 |
| HUKUKA YÖN VEREN FELSEFE - Ahmet Eren Özen 28/4/2025 |
Devamı |