• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dgdernek
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905448823723
  • https://www.instagram.com/dgdernek
  • https://www.youtube.com/@dostlukgrubu
Derneğimizin Etkinlik Takvimi

Radyo D Dinle

Halk TV Kültür Sanat

 
Göksenin Çakmak
goksenincakmak@gmail.com
ZAMANIN İÇİNDE İNSAN KALMAK
27/12/2025
 
“Değişmeden kalan tek şey, değişimin kendisidir.”

Bu söz artık bir felsefe cümlesi değil; çağımızın gündelik gerçeğidir. Zaman durmaksızın akıyor, bizleri de istemesek bile sürükleyerek ileriye taşıyor. Aynaya baktığımızda yüzümüzde, sokağa baktığımızda hayatın ritminde, dünyaya baktığımızda dengelerin altüst oluşunda bu değişimi görüyoruz.
 
Zaman geri alınamaz. İnsan geçmişte yaşayamaz; ancak geçmişten ders alabilir. Bu nedenle varoluş, her çağda olduğu gibi bugün de bir uyum ve anlam arayışıdır.

Ne var ki modern çağda bu arayış, teknolojiyle birlikte yeni bir yalnızlık biçimi doğurdu. İnsan, kendi aklının ürünü olan makinelerle çevrildikçe, yavaş yavaş kendisini de bir makine gibi yaşamaya başladı. Robotu yapan, yapay zekâyı geliştiren insan; sonunda otomatikleşmiş bir varlığa dönüştü. Cep telefonları ve internet, iletişimi çoğaltırken karşılaşmayı azalttı.
 
Kalabalıklar içindeyiz; ama yalnızız.
Ekranlar konuşuyor, yüzler susuyor.
Hız arttıkça anlam azalıyor.
 
Bu durum, insanı apatik, duygusuz ve içe kapalı bir varoluşa sürüklüyor. Dijital yalnızlık, yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumsal bir yarılmanın da habercisi. İnsan, doğası gereği yüz yüze ilişkiyle, temasla, paylaşımla var olur. Sanal dünya bunu ikame edemez. Tehlike çanları tam da burada çalıyor.

Bu yalnızlık hâli, adalet duygusunun zedelenmesiyle daha da derinleşiyor. Bir toplumda insanlar, suçla ceza arasındaki dengeye güvenmez hâle geldiğinde; birey kendini korunmasız hisseder. 50 bin suçlunun serbest bırakıldığı, buna karşılık düşüncesini ifade eden gazetecilerin, yazarların, aydınların içeride tutulduğu bir düzende adalet, soyut bir kavrama dönüşür. Hukuk, vicdanla bağını kaybettiğinde toplum sessizce çözülmeye başlar.
 
İnsanlar korkar.
İçe kapanır.
Birbirine yabancılaşır.
 
Oysa adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil; sokakta, gündelik hayatta, insanların birbirine bakışında var olur. Adalet duygusu çöktüğünde, güven de çöker. Güven çöktüğünde ise toplum yalnızlaşır.

Bu tablo, yalnızca bir ülkenin değil, bütün bir coğrafyanın hikâyesidir. Ortadoğu, uzun yıllardır değişimin en sert, en yıkıcı biçimine maruz kaldı. Saddam’dan Kaddafi’ye, Irak’tan Gazze’ye, Lübnan’dan Sudan’a kadar yaşananlar; zayıf devlet yapıları, derin fay hatları ve bitmeyen güç mücadelelerinin sonucudur. Bu coğrafyada değişim, çoğu zaman dönüşüm değil, dağılma şeklinde yaşandı.

Türkiye ise bu fırtınalı coğrafyanın içinde, sürekli denge arayan bir ülke olarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Doğrudan yıkım değil; baskı, yıpratma ve yönlendirme politikalarıyla karşı karşıya. Bu da ister istemez toplumda bir gelecek kaygısı yaratıyor. Ancak tarih şunu gösteriyor: Devletler dış baskılarla değil, iç çözülmeyle yıkılır.
 
İşte bu noktada felsefi soru yeniden karşımıza çıkar:
Bütün bu karmaşanın içinde insan ne yapmalıdır?
 
Her şeyden önce gerçeği inkâr etmeden yaşamalıdır. Kabullenmek, boyun eğmek değildir. Kabullenmek; zamanın yönünü kabul edip, iradenin alanını doğru yerde kullanabilmektir. İnsan her şeyi değiştiremez; ama neyi değiştirebileceğini bilerek yaşar. Elinde olmayanla barışır, elinde olanı ise sorumlulukla dönüştürür.
 
Ve en önemlisi:
Hayatın ağırlığına rağmen yaşamdan zevk almayı unutmamak gerekir.
 
Çünkü hayat, sıradan bir zaman dilimi değil; insana emanet edilmiş bir imkândır. Onu korkuyla, yalnızlıkla ve umutsuzlukla tüketmek de mümkündür; anlamla, bilinçle ve dayanışmayla derinleştirmek de.
 
Değişim kaçınılmazdır.
Ama insanın bu değişim karşısında nasıl bir varlık olmayı seçeceği, hâlâ kendi elindedir.
 
Zamanın içinde savrulmak da mümkündür,
zamanın içinde insan kalmak da.

 

 



206 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

AHLAK, ETİK VE İNSAN OLMAK ÜZERİNE - 15/10/2025
AHLAK, ETİK VE İNSAN OLMAK ÜZERİNE - Göksenin Çakmak - 15.10.2025
DEĞERLERİN ÇÖKÜŞÜNDEN YAŞAMIN ANLAMINA: TOPLUMSAL VE BİREYSEL BİR UYANIŞ ÇAĞRISI - 14/09/2025
DEĞERLERİN ÇÖKÜŞÜNDEN YAŞAMIN ANLAMINA: TOPLUMSAL VE BİREYSEL BİR UYANIŞ ÇAĞRISI - Göksenin Çakmak 14/9/2025
SÖMÜRÜ VE HAKSIZLIK DÜZENİNDEYİZ - 08/05/2025
SÖMÜRÜ VE HAKSIZLIK DÜZENİNDEYİZ - Göksenin Çakmak 7/5/25
KRALLAR SOYTARILARI SEVERLER - 19/04/2025
KRALLAR SOYTARILARI SEVERLER - Göksenin Çakmak - 19/4/2025
YARALI HAYVAN SALDIRGANDIR - 25/03/2025
YARALI HAYVAN SALDIRGANDIR - Göksenin Çakmak - 25/3/2025
SON GELİŞMELERİ ELE ALALIM - 19/03/2025
SON GELİŞMELERİ ELE ALALIM - Göksenin Çakmak - 19/3/2025
HALKA RAĞMEN HALK İÇİN OLUNMAZ - 05/03/2025
HALKA RAĞMEN HALK İÇİN OLUNMAZ - Göksenin Çakmak 5/3/2024
DOSTLUKLARLA YAŞIYORUM - 04/10/2024
Göksenin Çakmak - DOSTLUKLARLA YAŞIYORUM 4/10/2024
BİR TARAFTA İSRAF BİR TARAFTA AÇLIK - 18/07/2024
BİR TARAFTA İSRAF BİR TARAFTA AÇLIK - Göksenin Çakmak 18/7/2024
 Devamı
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar43.062343.2348
Euro50.165450.3664
Hava Durumu

İzmir nöbetçi eczaneleri