AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIDAN GİRİŞ YAPIP İSTEK PARÇA TALEP EDEBİLİRSİNİZ
GÖKSENİN ÇAKMAK SÜREÇ YASASINA TEPKİLİ
11/08/2026
DGD Başkanı Çakmak, kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen 2. Çözüm Süreci Yasası'na Tepki Gösterdi.
Göksenin Çakmak: “Süreç Yasası’nın Sevr Antlaşması’nın 106. yıl dönümünde kabul edilmesi düşündürücüdür”
Dostluk Grubu Derneği Başkanı Göksenin Çakmak, TBMM’de kabul edilen Süreç Yasası’na ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, yasanın kabul edildiği tarihin Sevr Antlaşması’nın 106. yıl dönümüne denk gelmesine dikkat çekti. Çakmak, “Bu tarihin seçilmesi tesadüf olmamalıdır” dedi.
Dostluk Grubu Derneği Başkanı Göksenin Çakmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen Süreç Yasası’na ilişkin yazılı bir değerlendirme yaptı.
Çakmak, yasanın kabul edildiği tarihin tarihsel açıdan son derece anlamlı olduğunu belirterek, söz konusu günün aynı zamanda Sevr Antlaşması’nın 106. yıl dönümü olduğuna dikkat çekti.
Sevr Antlaşması’nın, Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını ve Anadolu’nun farklı bölgelerinin işgal ve paylaşımına yönelik planların hukuki zemine oturtulmasını amaçlayan bir antlaşma olduğunu ifade eden Çakmak, şöyle devam etti:
“Sevr, ülkemizin emperyalist güçler tarafından işgal edilip parçalanmasının önünü açmayı amaçlayan bir dayatmaydı. Anadolu’nun farklı bölgelerinde işgaller gerçekleştirilmiş, ülkemizin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü tehdit altına alınmıştı. Ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı ile bu planlar boşa çıkarıldı. Türk milleti, bağımsızlığından ve vatanın bütünlüğünden vazgeçmedi. 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşuyla işgal güçleri Anadolu’dan sökülüp atıldı.”
“Tarih seçimi üzerinde düşünülmesi gereken bir ayrıntıdır”
Süreç Yasası’nın kabul edildiği tarihin Sevr Antlaşması’nın yıl dönümüne denk gelmesinin üzerinde düşünülmesi gereken bir durum olduğunu savunan Çakmak, bunun tesadüf olup olmadığının kamuoyunca sorgulanması gerektiğini belirtti.
Çakmak, “PKK’nın tamamen silah bırakması ve terörün sona ermesi elbette hepimizin ortak dileğidir. Türkiye’nin yıllardır süren terör sorunundan kurtulması, şehitlerimizin ve toplumumuzun yaşadığı acıların sona ermesi son derece değerlidir. Ancak terörün sona erdirilmesi hedeflenirken Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter devlet yapısının ve anayasal düzeninin korunması da aynı derecede önemlidir” ifadelerini kullandı.
“Üniter devlet yapısı konusunda kaygılarımız var”
Yasanın ilerleyen süreçte Türkiye’nin idari ve siyasi yapısında farklı tartışmaların önünü açabileceği yönünde kaygıları bulunduğunu belirten Çakmak, özellikle federatif bir yapılanma ihtimaline ilişkin endişelerini dile getirdi.
Çakmak, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bugün atılan adımların yarın hangi sonuçlara yol açacağını bugünden öngörmek zorundayız. Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, Cumhuriyetimizin temel niteliklerindendir. Terörün sona ermesi adına atılacak adımların, gelecekte ülkemizin üniter yapısını tartışmaya açacak bir zemine dönüşmesine izin verilmemelidir.”
Çakmak, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde farklı bir siyasi veya idari yapılanmanın gündeme gelmesinin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savunarak, “Geçmişte Sevr ile gündeme getirilen bölünme projelerinin farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkmasına asla fırsat verilmemelidir” dedi.
“Yeni bir Sevr’e izin verilmemeli”
Dostluk Grubu Derneği Başkanı Göksenin Çakmak, Türkiye’nin terör sorununu demokratik ve hukuki yollarla çözmesinden yana olduklarını vurgulayarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz terörün sona ermesini, silahların tamamen susmasını ve Türkiye’de hiçbir annenin evladını teröre kurban vermemesini istiyoruz. Ancak barış ve huzur arayışı, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı ve milli bütünlüğü pahasına yürütülemez. Sevr’i tarih kitaplarında bırakan milletimiz, yeni bir Sevr’e dönüşebilecek hiçbir sürece izin vermemelidir. Tarihten ders çıkarmak, geleceği güvence altına almanın en önemli şartıdır.”
Çakmak, Türkiye’nin geleceğinin bağımsızlık, milli egemenlik, üniter devlet yapısı ve toplumsal bütünlük temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.