• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dgdernek
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905448823723
  • https://www.instagram.com/dgdernek
  • https://www.youtube.com/@dostlukgrubu
Derneğimizin Etkinlik Takvimi

Radyo D Dinle

Halk TV Kültür Sanat

 

EDEBİYAT, DOSTLUKLA BULUŞTU!

14/03/2026

Dostluk Grubu Derneği tarafından 1. Dostluk, Edebiyat ve Kültür Buluşması gerçekleştirildi.

Programa, Dostluk Grubu Derneği Kurucu ve Onursal Başkanı Ahmet Eren Özen, Dostluk Grubu Derneği önceki dönem başkanlarından Ayşe Eskici, Dostluk Grubu Derneği Başkan Yardımcısı Nermin Aybatı, Dostluk Grubu Derneği Genel Sekreteri Gönül Keskin, Dostluk Grubu Derneği Denetim Kurulu Başkanı Remzi Başkaya, Dostluk Grubu Derneği Denetim Kurulu Üyesi Güler Hızal ve Dostluk Grubu Derneği Yedek Yönetim Kurulu Üyesi Murat Severcan'ın yanı sıra edebiyatseverler ile vatandaşlar katıldı.

 

Sancar Maruflu'da düzenlenen; şair Şaban Tuncer, şair ve yazar Şerif Pınar ve mitoloji yazarı Elif Çırak'ı bir araya getiren söyleşi programının moderatörlüğünü Dostluk Grubu Derneği Dernek Başkanı Göksenin Çakmak yaptı. Göksenin Çakmak, Yusuf Nalkesen'in "Dargın Ayrılmayalım" şarkısının hikayesini anlattıktan sonra çıplak sesle de seslendirdi. Uzun süre alkışlanan Çakmak, sanatın ve edebiyatın dostluğa hitap ettiği konusu üzerinde durarak katılımcı yazarlara ve şairlere edebiyata nasıl başladıklarını sordu. Yazım tüyoları isteyen Çakmak, hayata farklı bakış getirmenin edebiyatla doğrudan ilgisi olduğunu savundu. 

 

Konuşmacıların görüşleri şöyle:

 

Şerif Pınar: Edebiyata, türleri açısından baktığınız zaman hepsi zaten bir imge topluluğu. Edebiyat, duygu ve düşünceleri bir arada toplamak ve onu karşı tarafa yansıtabilme sanatı. İster kitaptan okusun ister herhangi bir elektronik ortamda okusun; edebiyat hem okuma hem de yazma boyutunda kendini rahatlatıyorsa zaten başarılıdır. Günümüzde şiddet eylemleri çoğaldı. Bunun da kaynağı edebiyattan uzaklaşma. Çocuklarımız, edebiyatla daha fazla haşır neşir olursa bu da düzelecektir diye düşünüyorum. İlk yazdığım şiir yaşamakla ilgiliydi. Hatta mansiyon ödülü aldım. “Yaşamak ne güzel, insanca ve insan gibi beyazı lekelemeden siyaha dokunmadan” diye bir şeydi. Benim dedem de çok şiir yazardı. Belki de oradan geliyor. Not defterimi alıp bir şey mi geldi aklıma hemen not ederdim. Şimdi telefonlara not ediyoruz tabii. Yazma sürecim Denizli’de görev yaparken başlamıştı. Bir gazetede köşe yazarlığı yapıyordum. Edebiyata şiirle başlamıştım bu nedenle ilk kitabım da şiir kitabı oldu. Üç yılda dört kitap çıkardım. “Gökkubbe” şiirim vardı mesela, lisede yazdığım onu da bu kitaba aldım. Aynı tadı aynı hissi şir veriyor mu diye şiirleri okudum, denedim. Her zaman aynı etkiyi bende bırakıyorsa benim için olmuştur şiir. En çok okuduğum şairler; Orhan Veli ve Ataol Behramoğlu idi. Behramoğlu ile daha sonra tanıştık, dost olduk.

 

Elif Çırak: Mitolojiden ilham alıyorum. Mitolojik çağlardan itibaren büyük yazarlar, şairler dokuz kısımla başlar ve bitirirlermiş. Oysa ben bunu bilmiyordum, kolektif bilinç var sanıyorum. Bana bilgi öyle aktarılıyor, biraz spiritüel diyebiliriz. Benim ilham perilerim var ve ben toplumcu yazmaya çalışıyorum. Benim çocuk kitaplarım da dahil olmak üzere hepsi öğretici kitaplar. Bu benim öğretmen olmamdan da kaynaklanıyor. Astroloğum aynı zamanda. Mitolojiyi öğretmişim, doğayı, bilimkurguyu öğretmişim. Ben bir yazar olarak numeroloji ve astroloji eğitimi aldığım için kitaplarımda kullanıyorum, “yazar öğretici olmak zorunda değil” diyerek karşı çakan büyüklerim oldu; ama ben böyle yazıyorum, öğretici olmaktan dolayı böyle mutluyum. Öğretmenlik yaparken çocuklara okutacak kitap bulmakta zorlanıyordum. Bir ihtiyaç üzerine yani kitaplarımı yazmaya başladım. Hayatımı değiştiren iki kitap var. Biri Tolstoy’un “Diriliş” adlı kitabıdır, ikincisi de “Simyacı”. Orhan Kemal’in romanları benim için ayrıdır. Orhan Pamuk’u çoğu kişi sevmez, olumsuz düşünürler ama ben onu “kurguda 1 numara” olarak görürüm. Kendi kitaplarımda tabii etkilenmeler var. Bazı cümlelerim Ahmet Mithat’a benzer. Önemli olan kendi üslubunu bulabilmektir. Ben kendi üslubumu çıkardım; büyülü yolculuk.

 

Şaban Tuncer: Edebin hayata geçirilmesidir edebiyat. Edepli olan şeyleri, güzel olan şeyleri anlatıp yaymadır. Edep, insan hayatındaki en önemli olgu. Edep her şeyde aranır, aşkta aranır, tabiatta aranır, günlük hayatta aranır. Edebiyat; namusluluk, dürüstlük, vicdan. Bazı insanlar der ki; ben hiç şiir yazamam aslında hayatın kendisi bir şiir; güzel konuşma sanatı. Kendi hayatımdan küçük bir örnek veriyim; benim ailemde sülalemde ne yazar ne okumuş hiç kimse yok. Ben ortaokul ve lisede okul kitaplığının başkanlığını yaptım. Oradaki 7 bin kitabı okuyunca, kelimeler birikti, taştı ben onu veriyorum. Yaza yaza ben her gün bir şiir yazıyorum. Evin her tarafı kitapla doldu. İlk deneyimim de Yahya Kemal’in Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. İlk okul beşinci sınıftayız. Öğretmen bize ödev verdi herkes buna bir beyit yazsın diye. Babamın askerlik defterlerinden gelen birikimle de bir beyit yerine üç dört beyit yazdım, ondan sonra sınıfın hepsine yazdım ve dayak yedim öğretmenden. Herkes bana yazdırdı. Ve ben o günden bugüne çok severek şiir yazıyorum. İlk yazdığım şiirler tarihi beyitlerdi. Behçet Uz emekli müdürüyüm. Son 1ç5 yıl da kimya öğretmenliğim de var. Ama o öğretmenlik yıllarım, 25 yıllık çalışma yılıma bedel. 8’inci şiir kitabımı yazdım, dokuzuncuyu yazıyorum. Kitap fuarlarına katılıyoruz. “Dilşad Olacak Diye çocuklarıma diyorum ki ölünce her yerden toplarsanız şiirlerimi. Kafiyelerle oynayarak, süsleyerek şiir olarak ortaya koyuyoruz kelimeleri.

Benim için en büyük şair Nazım Hikmet. Ama ben tabii Yunus’tan, Mevlana’dan, Necip Fazıl’dan da çok etkilendim. Şiirin kötüsü olmaz diye düşünüyorum; şiir iyidir, kötüsü yoktur. Hepsini de severek okurum ve son dönemlerde Cemal Safi’yi Behçet Necatigil’i çok okudum. Hatta bir anımı sizlerle paylaşayım: İstanbul’da; Cemal Safi, Behçet Necatigil’in olduğu bir topluluktaydık. Amcam beni öne çıkarak, benden övgüyle bahsederek; “yeğenim de şiir yazıyor” deyince onlar benden bir dörtlük yazmamı istediler. O zaman 25 yaşındayım başka bir masaya geçtim, oturdum. Aldım elime; kağıt kalemi. “Selvi boylum acep senden güzel var mı ki? Güzel huylum sensiz dünya bana yar mı ki? Tatlı dillim seven ile sevmeyen bir mi ki? İnce bellim seni almam bilmiyorum zor mu ki?” diye yazdım. Cemal Safi kalktı alnımdan öptü, sen olmuşsun diyerek. En büyük ödülüm odur. Behçet Necatigil, sen şiir okuma sen şiir yaz dedi; böyle bir anı… Kitabım basıldı, büyük bir şevkle götürdüm eve. Bizim evde hanım bakıyım dedi, kitapta ilk bu şiir. Tabii hiçbir satırı bizim hanıma uymuyor. Eyvah! Benim hanımım boyu kısa. Hanım Elazığlı, bir attı kitabı yere. Bana kızdı. Dedim ben onu şarkı sözü olarak yazdım. Onu kimseyi kastederek yazmadım, şunu sana yazdım diyerek kurtardım. Hanımım vefat etti, rahmetle anıyorum.

 

Program sonunda Dostluk Grubu Derneği Kurucu ve Onursal Başkanı Ahmet Eren Özen kısa bir konuşma yaparak; "Edebiyata, kültüre ve sanata verdiğimiz değer aratarak devam edecektir. Ben de rahatsız olmama rağmen bu programı izlemek için uçak bileti alıp Elazığ'dan geldim. Çok zevkle dinledim. Moderatör olan sayın başkanımıza ve düzenleyicilere, bu salonu tahsis eden Karşıyaka Belediyesi ve Sancar Maruflu STK Yerleşkesi ailesine teşekkür ediyorum. Ne yazık ki az önce acı bir haber aldık. Prof. Dr. İlber Ortaylı'yı kaybettik. Bu nedenle programımız burada son bulacaktır" dedi. Program, Ahmet Eren Özen tarafından katılımcılara teşekkür belgesinin verilip toplu fotoğraf çekilmesiyle son buldu.

 

 

160 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar43.990244.1664
Euro50.416850.6188
Hava Durumu

İzmir nöbetçi eczaneleri