• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dgdernek
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905448823723
  • https://www.instagram.com/dgdernek
  • https://www.youtube.com/@dostlukgrubu
Derneğimizin Etkinlik Takvimi

Radyo D Dinle

Halk TV Kültür Sanat

 

BAŞKAN ÇAKMAK VE MURAT SEVERCAN GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ

27/02/2026

Dostluk Grubu Derneği Başkanı Göksenin Çakmak ile eski Meclis Üyesi ve Dostluk Grubu Derneği Yedek Yönetim Kurulu Üyesi Murat Severcan 27 Şubat günü Karşıyaka Alaybey Sahili’ndeki Tersane Kafe’de buluşup güncel gelişmeleri değerlendirdiler.

Toplantıya ayrıca Dostluk Grubu Derneği Kurucu ve Onursal Başkanı Ahmet Eren Özen ile Dostluk Grubu Derneği Başkan Yardımcısı Nermin Aybatı da dinleyici olarak katıldı. Fikrî bir sohbet havasında geçen konuşmalarının bant deşifresini sizlere sunuyoruz.

 

Murat Severcan: Amerika Birleşik Devletleri’nde Pentagon, Yahudiler’in elinde. Yani ABD’de esasında güvenlik politikalarını yürüten ve bürokrasiye egemen olanlar Yahudiler. Yahudiler, Ortadoğu’daki politikalarından dolayı ABD Başkanları’na sürekli baskı yapıyorlar; ‘savaşa gir; toprakları sayende alalım’ diyorlar. ABD’nin güvenlik endişelerini kullanarak, bunu fırsat olarak görüp değerlendirmek istiyorlar. Yalnız şöyle bir durum var: Trump’a bir an önce savaşı başlatması için Pentagon, büyük baskı yapıyor. Fakat Trump da şöyle bir ikilem içerisinde: “Birincisi o kadar askeri güç yığmasına rağmen, bu kadar istihbarat çalışmasına rağmen acaba İran’ın elinde gerçekten söylediği gibi ABD’nin uçak gemilerini denizin altından vurabilecek kabiliyette bir gücü var mı? En büyük korku bu. Bir uçak gemisinde 4.500 personel var. Trilyon dolarlık silah var. Bu uçak gemisinden birini patlatırsa İran, bu dünya savaşıdır.

 

Göksenin Çakmak: Zaten oraya gidiyor.

 

Murat Severcan: Bir de son zamanlarda Amerika’da büyük bir skandal var. Epstein Skandalı. Trump’ı sıkıştırıyorlar. Bir duyuma göre de İsrail, yani Yahudilerin Amerika’daki lobisi Trump’ı bu yönden sıkıştırıyor. ‘Bak savaşa girmezsen, senin Epstein’le ilgili bütün belgelerini açıklarız’

 

Göksenin Çakmak: Zaten her türlü haberi de yapıldı.

 

Murat Severcan: Şimdi Trump iki yönlü baskı içerisinde. Hem Epstein yönünden hem de Yahudi lobisi ve askeri yönden. Bir de şunu düşünün ABD o kadar silahlı gücünü yığdı, okyanusa getirdi. Orada eğer bir geri çekilme meydana gelirse mağlubiyeti kabul ettiği anlamına gelir. Çekilse bir türlü, çekilmese bir türlü.

 

Göksenin Çakmak: Trump şu anda seçimleri düşünüyor. İki seçimleri de dolayısıyla düşünmek zorunda. Zaten Amerika’nın dış politikasını CIA ve Pentagon yönlendiriyor. Dikkat ederseniz hangi başkan gelirse gelsin bu politikayı sürdürmek zorunda. Gizli bir devlet politikası. ABD başkanlarını da yönlendiren onlar. Rota tamamen onların elinde. İkiz kuleler bile o yüzden vuruldu. Irak’a Afganistan’a müdahale etmek için bir bahane uyduruldu. Dolayısıyla Trump’ın durumu çok zor. Bir de Trump’ın kişilik anlamında ciddi psikolojik sorunları var. Dikkat edin; tam olarak mantıklı ve dirayetli olması gerekirken ‘cennete gitmek istiyorum, benimle birlikte cennete gitmeye var mısınız?’ diyor. Sen Papa mısın? Dini bir kişi psikopos musun? Tutarsızlık var. Trump bir gün öyle bir gün böyle hareket ediyor. Dirayetli bir politikası yok. Korkunç olan nokta o. Dolayısıyla bu adam psikiyatrik anlamda hasta gibi. Bunun tedaviye ihtiyacı var gibi duruyor. Megalomani olduğu ABD’li gazetelerde yayınlarda yazıyor. Psikiyatrik bir durumu var; belki de halüsinasyonlar görüyor, deniliyor; bilemiyoruz ne olduğunu. Bu adamın elinde koca bir ülkenin yönetimi var. Ne olacak o zaman? Savaş çıkmaması mümkün değil. Benim kanaatime göre söylüyorum. Bu kadar hazırlık yapıp da askeri gemiyi oraya yığdıran Amerika, geri dönmez! Ne yapıyor? Masa başı politikayla şu anda meşgul ediyor kamuoyunu, anlaştık anlaşmadık diye.

 

Murat Severcan: Oyalama var.

 

Göksenin Çakmak: Evet. Diyor ki İran yetkilileri; ‘biz nükleer denemeden vazgeçmeyiz. Güçlendirilmiş uranyumu da vermeyiz. Elimizde o.’ Zaten Amerika’nın tek istediği de o. Vermesin ki saldırsın. İran’ın kaynaklarını, zenginliklerini ele geçirmek istiyor. Güya ileride atom bombası yaparsa İsrail’e zarar verir mi? Korkusu o. Atom savaşı olursa diye… Bunlar hep bahane. Hâlbuki tüm hazırlık Ortadoğu hâkimiyeti, Fırat - Dicle gibi su kaynakları ki gelecekte kıtlık olabileceği ve dünyanın tamamının etkileneceği söyleniyor. Ve değerli elementleri, kaynakları, kalan petrolü doğalgaz olmak üzere eline geçirmek. Bahane olarak da bu nükleer konularını uyduruyor. Bana göre savaş kaçınılmaz hale geldi. Belirli bir süre ayırdılar kendilerine. Bu 1 gün de olabilir 1 hafta 1 ay da olabilir. Bu süre dolduğunda şak diye ilan edecek savaşı. Diğer savaşın çıkması da kasıtlı. Provoke edildi. Pakistan, Afganistan’a saldırdı. Düşünebiliyor musunuz? Pakistan’ın Afganistan’a saldırmasının altında yine ABD’nin eski politikaları yatıyor. Orada da çünkü azınlıklar, etnik gruplar var. Yani bir tek millet değil bir sürü farklı ırk var. Aynı Suriye gibi Irak gibi. Onları kışkırtarak olayı çıkarttı. Ne getirir bu beraberinde? Daha büyük bir savaşa gidiyor. Ukrayna dâhil, Pakistan belki Hindistan dâhil savaşa girecekler. Ortadoğu’da hâkimiyet, İran savaşı ile bir 3. Dünya Savaşı’na gidiyor. 

 

Murat Severcan: Bazı görüşlere göre 3. Dünya Savaşı başladı. 

 

Göksenin Çakmak: Yani daha büyük boyutlara vardırmaya çalışıyorlar. Türkiye bundan ne kadar zararlı çıkacak bakalım. Sosyal medyamda paylaşmıştım. Akşam haberleri sonrası yapılan programlarda da geçiyor. Kıbrıs Rum Kesimi'nde ABD, Rum askerlerini eğitiyor. Öncelikle kışkırtıyor. Terörle mücadele adı altında. Ve sonrasında da eğiterek hazırlıyor. İsrail, Yunanistan Savunma Bakanı ile anlaştı, işbirliği sağlamış görünüyor. Şimdi de açık açık ABD, Rumları savaşa hazırlıyor. Hedef Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Bu arada en az 20 bin Yahudi hem güney hem de kuzey Kıbrıs'a yerleştirildi. Gazze’den, Lübnan’dan, Suriye ve İran 'dan sonra şimdi hedef Kuzey Kıbrıs ve Türkiye! İsrail için, vaadedilmiş topraklar içinde Güneydoğu Anadolu da var! Yani ileride ateş bizi de saracak gibi. Dolayısıyla konu bizi de ilgilendiriyor. Çok dikkatli ve duyarlı olalım. Yunanlıların gözü hala İstanbul’da yani "Megalo İdea" hayali. İsrail' i de “Vaat Edilmiş Topraklar”la harekete geçiren Trump’ın gelecekteki hedefi Türkiye! Adalarla ilgili durum ortada. Türkiye her taraftan sarılmış, çevresi karışık durumda. Çembere alındı dikkat ederseniz. Çok uyanık olmak zorundayız! Aman uyumayalım diyorum. Ne yazık ki Türkiye’yi çok zor günler bekliyor. Ayrıca Dünya’da petrol krizi çıktığı takdirde petrol fiyatları arttıkça enflasyon daha da artacak. Kimileri de gerçeğe dayanmayan, uyduruk bir gerekçeyle güya terörü bitirmek bahanesiyle yeni bir çözüm süreci başlattı. Neden uyduruk bir gerekçe diyorum. Çünkü PKK terörü zaten bitmişti. Amaç ortağını yeniden seçtirmek. Seçilme hakkı bulunmamasına rağmen bunu yeniden zorlamak. Güya daha önce meydanlarda urgan atan adam, “asacağım” diyen adam birdenbire yanından ayrılmamaya başladı. Herkes “neden?” diye soruyor benim gibi.

 

Murat Severcan: Peki Türk siyasetinde kimi beğeniyorsunuz? 

 

Göksenin Çakmak: İyiler var. Dürüst adam o, İzmir milletvekilimiz aynı zamanda Açıkça konuşuyor. 

 

Murat Severcan: Onun eski arkadaşı da var. O da açık olarak konuşuyor.

 

Göksenin Çakmak: Biliyorum. İkisi dürüst. Diğerleri gözümden düştü.

 

Murat Severcan: Şimdi burada tabii Meclis aritmetiği de gündeme geliyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Meclis’e soktuğu 60 kadar sağcı milletvekili var. Bunlar da oylamalarda sağcıların lehine oy kullanıyorlar. Nasıl aldı bunları? Güya birinci olacak diye monte ettiler partiye. O dönem tepki veren milletin havasını böyle aldılar. Amaç kendisini cumhurbaşkanı adayı yapmaktı. İmamoğlu’nun ve Yavaş’ın önünü kesmekti. Kendisi ana muhalefet partisi lideri olarak kalsın da gerisi önemli değil.

 

Göksenin Çakmak: Ama tahminim erken seçim yapılmayacak. Yaşanan bu olağanüstü durumlardan dolayı hükümet göreve devam edecek. Erken seçime yanaşmaz. Halkın da böyle bir derdi yok. Halkın derdi geçim derdi. Partiler istediği kadar miting yapsın. Olaylar çıkarmaya kalkışsın yine de seçim olmayacak. 

 

Murat Severcan: Seçim olur ama ne zaman olur, savaş durumunda ertelenebilir tabii. İstediğin kadar muhalefet et. Ne yapsan da bu sürecin önünü kesemeyeceksin diyor. 

 

Göksenin Çakmak: Tahrik unsuru da var. Halkı sokağa itelemek kaygısı; her iki taraf için de geçerli. Derneğimizde görüştüğüm üyelerin bir bölümü de aynı şeyi söylüyor. “Seçim olsa, kaybederler diyorlar ama seçim olmaz” diyorlar. 

 

Murat Severcan: Olsa bile zaten sıkıntılı olacak gibi duruyor. Bir takım nüveler var. Şüphelerin, sandık güvenliği endişesinin giderilmesi gerekir. İşte yakın zamanda FETÖ’nün yaptıkları ortada. Neyse ki geç de olsa ne oldukları ortaya çıktı ve ordudan temizlendiler. Türkiye’nin demokratik yapısına, millet iradesine doğrudan darbe yapıp ipotek koyacaklardı. Bu engellendi, ordu temizlendi.

 

Göksenin Çakmak: Acaba tamamen temizlendi mi? Adliyedekiler tamamen temizlenebildi mi? Yoksa hala içlerinde kripto olarak saklanmış kişiler bulunuyor mu? İktidar, geçmişteki hataları tekrarlamamak için temkinli. Kendi bildiği adamlarını oturtuyorlar makama. Kendinden yana olanları koruyor haklı olarak. Dolayısıyla iktidar, iktidarını kaybetmeyecek ki bunları desteklesin. Güven ilişkisi. Erdoğan, onlara güveniyor. Tekrar darbe olmaması için kendi kadrosuna güveniyor. 70’li 80’li yıllar, bir daha yaşanmasın diye arzu ediyoruz. Normal şartlarda Sayın Cumhurbaşkanı’nın tekrar aday olabilmesi için Anayasa değişikliği gerekiyor, referanduma gitmeleri gerekiyor. Halkın çoğunluğu belki de hayır diyecek. Ama hile hurda olursa, daha önceki İstanbul seçimleri gibi bir olay olursa; ne kadar net bir sonuç alınır bilemiyoruz. Hukukun üstünlüğünün bulunmadığı ülkelerde hiçbir şeye güvenilemez. 

 

Murat Severcan: Mutlaka, tabii ki!

 

Göksenin Çakmak: Bakın şimdi yine bir gazeteciyi tutukladılar, cumhurbaşkanına hakaretten. 

 

Murat Severcan: Alican Uludağ, evet garibim çocuk. İstanbul’a göndermişlerdi şimdi geri Ankara’ya getirmişler. Gözdağı mı veriliyor sizce?

 

Göksenin Çakmak: İki laf ettiğinde, eleştiride bulunduğunda hakaret sayılıyor iddiası var. Garip olan nokta, toplum hemen bundan; ‘yazma, düşünme, konuşma’ anlamını çıkarıyor. Üç maymun hikâyesine dönmüşüz. Halka mesaj verilmiş gibi geliyor, olası tepkiyi engellemeye çalışıyorlar gibi duruyor. Büyük Abi gözlüyor diyor ya George Orwell onun gibi bir şey. 1984 kitabın adı. Ütopik bir kitap. Tele-Ekran gözlüyor herkesi, konuşamıyorsunuz, düşünemiyorsunuz. Drone gibi aynı. Adam ta yıllar evvel yazmış. Korku, egemen olmuş toplumda; olay bu. Gerçeklik ile akası yok ütopik yani bu kaygılar. 

 

Murat Severcan: ABD’de bile savaş karşıtları olan vatandaşlar sokağa çıkmaktan korkuyor. Eylem yapmaktan. Çünkü her elektrik direğinde kamera var. 

 

Göksenin Çakmak: Zaten tahriklere karşı da uyanık olmalıyız. Büyük tahriklerle, ajitasyonla; onu bilemiyoruz tabii. Öyle bir şart oluşabilir ki; ekonomik şart olur başka bir kamuoyu ayaklanması… O zaman belki halk sokağa çıkabilir; Allah korusun! İran’da Fransa’da dökülmediler mi? Sonuç ortada. Fransa ekonomisi ciddi zarar gördü ve Fransa diplomasi anlamında dünyadaki saygınlığını yitirdi. İran da sokağa çıkanlar sadece gerilime, çatışmaya vefatlara hizmet etti. Türkiye’de çıt yok. Türk halkı bilinçli ve sağduyulu. 

 

Murat Severcan: Türk halkının tahriklere kapılmamasını ve oyunlara gelmemesini neye bağlıyorsunuz? 

 

Göksenin Çakmak: Mantık. Hemen hemen her gün kullandığımız cümlelerde bu sözcüğü kullanırız! Mantık: Doğru düşünmenin kurallarını koyan bir disiplindir. Doğru düşünmek ise, gerçeğe uygun düşünmektir. Örneğin, İstanbul 1453 yılında fethedilmiştir. Yanlış düşünmeye de bir örnek verelim; bütün memeliler yumurtlarlar. Zaten akıl sağlığımızın göstergesi de mantıksal çıkarımlardır. Eğer birisi olmayan şeyleri gördüğünü iddia ediyorsa bu bir patolojik göstergedir. O kişinin normal olmadığını gösterir. Paranoyak bir belirtidir. Küçük çocuklarda ve akli sağlıkları olmayanlarda mantıksal düşünce arayamayız. Mantıksal düşünme, akıl yürütmektir. Akıl yürütme şekilleri de üçe ayrılır: 1. Dedüksiyon (Tümdengelim) 2. Endüksiyon (Tümevarım) ve 3. Analoji (Benzerlik Kurma). Türk halkı mantık süzgecini çok iyi kullandığından kolay kolay tahriklere kapılmaz, kanmaz, aldatılmaz. Daha fazla bilgi isteyenler bu kavramları araştırabilirler.

 

Murat Severcan: Ben sizin yazılarınızı da takip ediyorum. Facebook’ta falan. Sizin yazılarınızı çok dikkatli okumamız gerekiyor. Ben İYİ Parti kurulduğunda burada kurucular kurulu üyesiydim, yönetiminde yer aldım ve milletvekili aday adayıydım. O zaman gözümü kırpmadan, gözümü daldan budaktan esirgemeden çok şeyler paylaşıyordum. Şimdi yazmıyorum. Ama sizin Facebook’ta mesela, kimsenin görmeyeceği şekilde belki de kendiniz için bir müsvedde, taslak yazdınız. O taslağı çoğu zaman bakıyorum düzeltmeden paylaşıyorsunuz, harf ve noktalama hataları oluyor sonra onu düzeltiyorsunuz köşe yazısı olarak dernek sitesinde paylaşıyorsunuz, sadece kendi arkadaşlarınız için değil dünya görsün diye yapabiliyorsunuz. Fakat sadece kendinize paylaştığınızı bile görüyorlar. İstatistiklere bakın en az yedi bin kişi görüyor sizin paylaşımlarınızı ve yaklaşık 70 kişi gönderinizi beğeniyor. Yani ilgiyle takip ediliyorsunuz, çok beğeniliyorsunuz. Tebrik ediyorum.

 

Göksenin Çakmak: Çok teşekkür ediyorum.

175 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar43.854344.0300
Euro51.437851.6439
Hava Durumu

İzmir nöbetçi eczaneleri